Sir Charlie Chaplin'in oynadığı Modern Times adlı filmden alınan bu kareyi ele aldım. Öncelikle bu fotoğraf sizlere ne anlam ifade ediyor, daha sonra da devamına bakarak benim düşüncelerimle karşılaştırın. Bilindiği gibi kimi zaman bir kare fotoğraf her şeyi anlatmaya yeter. Rene Clair bunu çok iyi yapan yönetmenlerden biridir. Kendisi Fransız bir yönetmendir. Gerçekten izlenilmesi gereken güzel bir komedi filmi. Şimdi yorumlarınızdan sonra, devamını oku kısmından benim kişisel yorumumla karşılaştırınız.‘Modern Zamanlar’: Endüstrinin, bireysel teşebbüsün - mutluluk peşinde koşan insanlığın öyküsü.” Bir sınıf mücadelesi ve işçilerin fabrikalarda tek tipleştirildiğini anlatıyor. Bunu mizahi olarak ele alıyor. Yüzündeki ifade bunu göstermiyor mu? Çağdaş kütle üretiminin giderek gelişmesiyle birlikte, insan doğasında belirmeye başlayan tektipleşme ve makinalaşma unsurlarını çarpıcı bir şekilde ortaya seren “Modern Zamanlar”, akıl, bilinçlenme ( aydınlanma ) ve otonomiye sahip birey gibi kavramları temel alan modernitenin, zamanla bu unsurları insanların elinden birer birer aldığını gösteriyor. Bantlarda ve dev makinalar arasında çalışan insanların, sistemin işlemesi adına birer makina parçası haline gelmesi, filmin ana temasını teşkil ediyor.
Teknolojik gelişmenin toplumsal düzenin şekillenmesinde belirleyici bir etmen olduğunu gözler önüne seren “Modern Zamanlar”, modern çağın, “sürekli ve düzenli akış” temelinde gündelik yaşamı, insan doğasını ve toplumsal yapılaşmayı dönüştürdüğünü vurguluyor. Bu zamansal ve mekansal dönüşüm, kaçınılmaz olarak pratik hayatın ana dinamiklerini ( kent, ulaşım araçları, aile, vb. ) etkileyerek birey üzerine baskı uyguluyor. Gündelik hayatın idamesi için de bu baskıya boyun eğmek kaçınılmaz oluyor, çünkü aksi taktirde dışlanma ve dolayısıyla yok olma tehditi baş gösteriyor.
İşte bu noktada, Charlie Chaplin’in yarattığı lümpen serseri karakteri, anarşist kimliğiyle ön plana çıkıyor. Nitekim, toplumsal düzenin ana çarkları olan kurumlarla ve altında yatan egemen ideolojiye boyun eğmeyen Chaplin, sürekli bir yalnızlığın içerisine hapsoluyor. Chaplin’in pek çok filminde olduğu gibi, “Modern Zamanlar”da da, sisteme gösterilen karşı duruş, temelde sisteme kanalize olmanın başlıca etkeni olan mülkiyet kavramını ve dolayısıyla konformizmi reddetmesinde şekilleniyor.
Teknolojik gelişmenin toplumsal düzenin şekillenmesinde belirleyici bir etmen olduğunu gözler önüne seren “Modern Zamanlar”, modern çağın, “sürekli ve düzenli akış” temelinde gündelik yaşamı, insan doğasını ve toplumsal yapılaşmayı dönüştürdüğünü vurguluyor. Bu zamansal ve mekansal dönüşüm, kaçınılmaz olarak pratik hayatın ana dinamiklerini ( kent, ulaşım araçları, aile, vb. ) etkileyerek birey üzerine baskı uyguluyor. Gündelik hayatın idamesi için de bu baskıya boyun eğmek kaçınılmaz oluyor, çünkü aksi taktirde dışlanma ve dolayısıyla yok olma tehditi baş gösteriyor.
İşte bu noktada, Charlie Chaplin’in yarattığı lümpen serseri karakteri, anarşist kimliğiyle ön plana çıkıyor. Nitekim, toplumsal düzenin ana çarkları olan kurumlarla ve altında yatan egemen ideolojiye boyun eğmeyen Chaplin, sürekli bir yalnızlığın içerisine hapsoluyor. Chaplin’in pek çok filminde olduğu gibi, “Modern Zamanlar”da da, sisteme gösterilen karşı duruş, temelde sisteme kanalize olmanın başlıca etkeni olan mülkiyet kavramını ve dolayısıyla konformizmi reddetmesinde şekilleniyor.
This entry was posted
on 11 Kasım 2008 Salı
at 01:46
and is filed under
alman sineması,
asri zamanlar,
Charlie Chaplin,
Eleştiri,
Film,
Güldürürken düşündüren,
Gülüt,
Kapitalizm,
Komedi,
Modern Times,
modern zamanlar,
Sir
. You can follow any responses to this entry through the
comments feed
.

